31 Temmuz 2020 Cuma

Göz Bebekleri

Hikayeyi bu melodiyle dinleyebilirsiniz;

---

Göz kapakları korur göz bebeklerini 
hayat işte bu kadardır. belki bir ciğer dolumu. işte sadece bu kadar. o kısımda öyle inkılaplar oluyor öyle çalkantılar. Ne garip. Ne garip hayat ve göz bebekleri.
bir Mihri hanım var bir de Mehmed bey. biri göz kapağı, diğeri göz bebeği. İşte hayat. sadece bu ikisi. İki kişi. Gerisi görü, gerisi hazırlanış. İşte bu kadar bu hikaye.

Mehmed bey insan sarrafı olmuş biri, işi saolsun. çok da yoğun hayat meşgalesi. Ama bir düzeni var günlük yaşantısı rütin haline getirtebilmiş. Bilmiş ama hemen olmamış tabii bu. Hayat dışarıdan izlenilen gibi olur mu? Olmaz tabi. Eee, olmamışta Mehmet bey için kolay. Ama kendi istikrarlı ve sabırlı. İşinde gücünde. Zor günlerinde tesbihi 'Ya Allah'' bir de bir yüzüğü baba yadigarı mı? orası mühim mi? Değil elbet. Velakin yüzük parmağında yüzük hemde bekar bir beyin. ''Ben Allah'a hizmete söz vermişim. Bu söz nişanemdir.'' der. derdi...

Mehmed Bey'in elinden çok genç geçti. Dedik ya insan sarrafı. Fikirleri ışık oldu bazılarına bazılarına abi omuzu. Hep yeterdi, yetinirdi. Kanaatteydi her daim.
Kendi gibi mücerret olmasın kimse ama kendi münezzeh. Çok sevdiği hısmı dünya saadeti kuracaktı. Mehmed Bey cömert adamdı elinde varı yoğunda hepsi fedaydı. Allah bilir de bu gönlünü, dara sokmasındı onu.

Mehmed bey çok kalabalık bir aileye mensüp,ailenin de en küçüğüydü. Yeğenler, torunlar, ablalar, abiler.. Etrafı da kalabalıktı. Mehmed bey kendi düzeni içinde ailesi her zaman önce gelendi. Sevilen ve seven biriydi.

1.Gün
Tüm aile toplaştı hayırlı bir iş vardı. Ailenin yeğenlerinden biri evleniyordu. Ne güzel toplaşma anlarıydı düğün dernekler, ne hayırlı işlerdi. Çok da koşuşturmacalı. Mehmed bey hiç geri kalmaz daha ona teklif gitmeden atılır yardım etmesini seven biriydi. Evler açıldı, temiz çarşaflar serildi; misafirler ağırlandı.

2.Gün
Sohbetleri doyum bilmez kalpleri özlemini hiç yitirmez bir aileydi Mehmed Beyin ailesi. Zaman geçtikçe büyüyordu ne güzeldi ne şenlikti. Eski günler yad edildi, çocukken diye başlayan cümleler hep anneyle bitti. Anne her yolun bitişi her kapının ardıydı. Zamanın alamadığı tek şeydi anne özlemi. Kalabalık ailede eksiği giderilemeyen tek küçük nokta öyle bir yer kaplıyordu ki yüreklerde.

3.Gün
Ev düzene yardım edilirdi. Ailesi de kalabalık olanın ne huzurlu ne sukünlu geçerdi. Dolaplar ütü kokar tezgahlar parlardı. Ama bir fısıltılar vardı ki ne olduğunu henüz çözemedi.



4.Gün
Artık bakışlar da vardı fısır fısır. 'İnşallah' diyordu ağızlar birliği. Başlarını hafif hafif oynatarak.
Kalpten dualar hayırlısı diye yüze sürülüyordu. Daha tam açığa çıkmamıştı ama işte yolun başı buydu.

5.gün
Düğün günü tüm aile tüm sevgisini sevgilerini birleştirenlere gösteriyor mutluluklar diliyordu. Mehmed bey ailenin değil uzaktan akrabaların da değer verdiği bir adamdı. Herkesle görüşmesi hal hatır sorması hürmet etmesi lazım geldi yine de her yerde olup her gönlü hoşnut etti. Mehmet bey böyle biriydi. Bir de ailesi onun gönlünü hoş etme derdine düşmüştü.

6.Gün
Ertesi gün ne mümkün yorgunluklar atılsın. Yine beraberlik sürsün de sohbetimiz devam etsin niyetleri hasıl oluyor hiç ayrılmak istemiyorlardı. Ailenin şehir dışından geleni gitmeden, gitmeler olmadan az daha doyulsaydı birbirine... Mümkün mü öyle şey? az da olsa....

7.Gün
Her şeyin açığa çıktığı ve red aldığı gün. ''Mehmed'' dediler. Fısıltıyı aşikar ettiler. ''Mehmed bir nasip var dediler.'' anlaşıldı, anlaşıldı da Mehmed bey her bu konu açıldı cevabı netti. Ne etseler bu sefer fısıltılar 'Nasip, nasip'' tekrarlıyordu.

8.Gün
Öyle kolay kapanmadı kapı, açılmıştı bi kere Allah katında. Uysal gittiler ''Yok'' dedi Ciddiyetle sordular ''Olmaz'' dedi. Mehmed bey ne düşündü ne etti bilinmez ama düşünme fazlı işte o gün başlamıştı.

9.Gün
Bir hayırlı işten öbür hayırlı işe, ardı ardına ihsandı bu Allah tarafından. Mehmed Bey düşüncelere dalmış, uykuları kaçmıştı. Nasıl kaçmasındı ki, hayatını Allah yoluna vakfetmişti. Böyle bir değişiklik için doğru bir zaman mıydı? Bu zamanda dünyaya bağlanılır mıydı? Dünyaya kök salınır mıydı? Hayırlısı olur muydu?

10.Gün
Mehmed beyin ailesi sohbeti hep yumuşak bir dilde endişeleri gideren bir şefkatle sürdürüyordu. "Endişelerini anlıyoruz, bu saadet ahiretlik, aile hayatı dünya cennetidir." dediler. Öyleydi elbet. İmanı tamamlayandı evlilik. Düşündükçe ve zamanla mutmain oldu. Hayırlısıydı ya 'hayır' diyemedi.

11.Gün
Uykusuzluğa, iştahsızlık da katıldı. Ne zordu küçücük bir irade kullanımı. Ne zordu emanet-i Kübra'yı taşımak. Ne zordu. Bir hendek gibi atlatana kadar büyük bir imtihan. Dua. Dua. Dua.
"O aileyi severim, madem nasip, hayırlısı.. Bakalım kaderimizde var mı? Gidelim bakalım bu yola Ya Bismillah. "

12.Gün
İki kalbin birbirine mukabil atması kader bağıyla bağlanması. Diller tutuluyor. Gözler çekinerek buluşuyor. Ayrılmak aynı ortamda göz kapakları saolsun. Ne büyük vakit kaybı. Ne değerli anlar. Olacak ya, Rabbim yazmış ya oluyordu işte. Hemde hızlıca. Alel değil ama acele.


Mehmet beyin çok büyük bir yüreği vardı. Şefkatli,Sevgi dolu, düşünceli,iyilik dolu, Merhametli..
Güzel yürekli Mehmet bey..
Gözlerinde sıcak bakış, dilinde şirinzebanlık
Kalbinde sıcak bir esinti, alırdı götürüdü insanı..
Arkanda olduğunu bilirsin Mehmet beyin. güvenilirliğini hissettiren yeri geldiğinde yanında olan, destekleyen. Güzel yürekli Mehmet bey..
Soğuk bir gecede seni sarabilecek kocaman kolları,
Başı ilerde, Allah yolunda.
Omzu dik..
Mehmet bir tarlada şimdi ekti biçti kocâ bir bahçesi oldu. Şimdi de bir yolculuğa çıkıyordu;
Bir nefes, bir dua hayırlısı derdi hayırlısı dediler bir okudu, bir yürüdü, bir yolculuğa başladı şimdi, Mehmet bey. Hayırlı bir yolculuğa..
İki noktanın bir ufukta birleştiği bir yolculuk..
Kalbi kocaman Mehmet bey şimdi beyaz gemiye gidiyordu. Herkeslerde bir neşe bir mutluluk hayırlısı diyorlardı çok mutlu olsun, çok mutlu olsunlar..
Mehmet bey çook mutlu olsun

13.Gün
"Hayırlı işlerde acele ediniz." sünnet üzere başlayıp, sünnet üzere devam eden, Mehmed beyin niyeti ve duasının kabulüydü.
Bunca yıldır Mihri'nin duasıydı. İki dua birleşti. Tek bir dua oldu semaya çıktı.

14.Gün
Söz verildi ve ahiretlik, refiklik macerası sonsuza devam edecek, başladı. Bir yolculuk, yolları birleşti. Hizmetse böyle de edeceklerdi. İki ruh Allah'a vakfedilmişti zaten.

15.Gün
Göz kapakları korur göz bebeklerini
hayat işte bu kadardır. belki bir ciğer dolumu. işte sadece bu kadar. o kısımda öyle inkılaplar oluyor öyle çalkantılar. Ne garip. Ne garip hayat ve göz bebekleri.
bir mihri hanım var bir de Mehmed bey. biri göz kapağı, diğeri göz bebeği. İşte hayat. sadece bu ikisi. İki kişi.
Gerisi görü, gerisi hazırlanış. İşte bu kadar bu hikaye.
-------
Devamını oku...

29 Temmuz 2020 Çarşamba

Ağaç Ev Sohbetleri 49


Kurban Bayramı anılarınız var mı?

İnanır mısın, var. :) 

Küçükken ben fen dersinde kalp odacıklarını öğrendiğimiz bir zamana denk gelmişti kurban bayramı. Babam da bana gerçek kalbi inceletmiş damarları mamarları hep göstererek anlatmıştı. Hala hatırlarım, korkmamıştım ama değişikti yani. 

Rize'ye gittiğimiz zamanlar kurban bayramını eski usul yaşayabiliyorum. Akraba evi bahçesinde her aile sırayla keser, adamların hepsi birbirine yardım ederdi. Kalabalık ve o bayrama mahsus koşuşturmaların tadı gerçekten farklı ya... İlk gün et işleri, mezarlık ziyaretleri, sonraki gün ziyaretler.. Kalabalık güzel geçen nadir şeylerden biri bayramlar. :)  asosyal olduğumu nasıl da hemen belli ettim. :')

Annenin dedesi hayattayken bayram namazı sonrası tüm torunlar merdivenden bayramlıklarıyla sıralanır dedenin namazdan gelmesi beklenilir, geldiğinde ise el öpülür harçlık alınırmış.  
İstanbul'da bayram çok tatsız geçiyor ama bu bir gerçek. Biraz da olsa büyük akrabalar var çok şükür. 
Bi kere bayramda tatile gitmiştik güzeldi ama ruhu yoktu. 

Kurban bayramında et kokusu en fenası. Ben bu maske olayını senelerdir bayramın ilk günü uyguluyorum mecburen. Annemlere yardım etmek de istiyorum ama.. Bi kere maske üstüne tülbent sardım kat kat sıyırdım kolları girişicem etlere... Yok olmuyor. Midem çok bulanıyor cidden fena fena oluyorum annem artık dayanamadı kovdu beni mutfaktan. :))  

Madem konusu geçti şimdiden bayramınız mübarek olsun.  Bol harçlıklar. Kavurma +Pilav+Ayran günleri musmutlu geçsin. 

Bu haftaki konu için DEEPCİĞİM teşekkürler. Sonunda katılabildim ağaç ev sohbetlerine. 



~~~

 
Yeni yazılarımdan haberdar olmak için izle kısmından takip edebilirsiniz.

İnstagramdan da takipleşelim; @elhaasil

Devamını oku...

26 Temmuz 2020 Pazar

Nazan Bekiroğlu'na Mektubumdur


Nazan Bekiroğlu'na Mektubumdur



Kalbimin hallerini nasıl olacak da cümle kapısına sokacağım , böyle bir işe ne haddime ki kalkıştım bilemiyorum. Ama insan bilmediği kadardır. Kalp değişir. Haller değişir. Cümle kalır. Cümle ebeden kalır. Bu kalıcılığa sığınıyorum. Cümle kapısından girip size, Nazan Bekiroğlu'na mektup yazıyorum.

Kumsalda kum tanesiyim ben deniz. Size büyük bir hayranlık duyan kum tanesi.
Nazarımda eşsiz kelimeleriniz, sayfayı çevirmedeki heyecan ve burukluk. Altı çizili neredeyse tüm kitabın. Katılıyorum tüm benliğimle, evet, evet doğru... 
Asla yatarak okuyamıyorum sizi Nazan Bekiroğlu. Siz..  Benim nazarımda ulaşılması çok zor bir yerdesiniz. Kendi kelimelerinizle çıktınız ve ben asla kendi nakıs kelimelerimle yetişemeyeceğim edebiyatınıza hayran kalmaktan başka bir de bu çocuk imdadı mektubu yazıyorum. Cümle kapısının bekçisi belki bir selam eder bana ümidiyle ve hayaliyle kelimeler ardı ardına diziliyor da hala yetmiyor bendeki sizi anlatmaya.



Edebiyat abartma sanatıdır demişler. Demişler mi sahi? ''Rumi'' adı altında onca söz dolanıyor, gerçek mi emin değilim bazılarından. Aynı his sizin cümlelerinizde de içimde çakıyor. 'Gerçek olabilir mi bu anlatım?' mesela merak ediyorum ''Değil mi ki sonraki bulmaklar büyük olsun diye başlarkenki yitirmeler göze bu denli büyük görünmektedir.'' cümlesi hangi sancıdan kaç zamanla geçti ve doğdu. Yoksa çok mu kolay oldu? Şaşırmam.
Evet. Sizi abartıyorum Nazan Bekiroğlu. Kim aksini iddia edebilecek? Kalbimin hallerini ancak kalbim bilir ve ' insan bilmediği kadardır.'

Uzun sohbetlerimiz boyunca beni bambaşka diyarlara götürüyorsunuz. Nar Ağacı tam da hayalim olan bir süper güç.  Ama söylemeliyim ki -lütfen darılmayın Nazan Bekiroğlu- hayatımdaki en zor yürüyüştü. Öyle yoruldum öyle yıprandım ki...
Bir an yolda kalacağım gideceğim yere ulaşamayacağım sandım. Şahid ol Nar Ağacı seni yaşadım. Hayatıma diyorum bakın burada abartmıyorum çünkü tamda elimdeydi  kitabınız bana o telefon geldiğinde, ayraç yerine parmağımı koydum. parmak izleri herkese özel derler kim kontrol etmiş ki herkesi?

Bu mektubu yazarken çok değerli Nazan Bekiroğlu henüz dört kitabınızı okumaya nail oldum. Gurur duyduğum bir itirafımdır; sizi hızlı okuyamıyorum. Elimde bir günde biten çok sevdiğim kitaplar oldu. Ama sizin hiç bir eserinizi hızlı okuyamadım. Gerçi sayfa çevirmek sizin eserlerinizde epey bir iş. İnsan defaatle okumak, okumak, okumak istiyor.

Dün gece -ama hangi dün belli ki gece- ' Çok Sade Bir Hikaye' adlı hikayeniz beni çok mahzun etti. ve yine merak ediyorum sizin sevmediğiniz yahut basit gördüğünüz cümleleriniz var mı? Alınacaklar  listeniz bile okunmaya değer desem, bu aşağı cümle için önce beni affeder sonra bana hak verir misiniz? Çünkü içi dolu söylediğime emin olun. Sizi abartmıyorum Nazan Bekiroğlu siz kendi kelimelerinizle zaten değersiniz. Hem ben abartsam ne... Abartmasam ne....

İşte cümle kapısında ben biçare kafamı uzatmaya çalışıyorum. Sizi görürüm belki diye.  Bu umut bile yeterli. Yetiyor.


Çok sevgili Nazan Bekiroğlu,

Bir gün belki size olan sevgimi bu garip mektubumda okursunuz. Belki bir selam edersiniz.   Bu dünyada inanılmaz şeyler oluyor. Neden olmasın.
Olur da olmaz..
Yine de...
Belki..
Size hiç darılmam.
Ve teşekkür ediyorum. Size. Kelimelerinize. ve tecrübe ettirdiklerinize.
İyi ki Nazan Bekiroğlu yazdınız. Tüm yazmaklar teşekkür ediyor size.




(Nazan Bekiroğlu'na mail attığım mektup. )




Devamını oku...

25 Temmuz 2020 Cumartesi

Düşünce Gücüyle Tedavi - Louise L. Hay


Düşünce Gücüyle Tedavi
Louise L. Hay
10/10
Sayfa;208

*
Kitap Yorumu

Çok değerli bir kitap oldu benim için. Kişisel gelişim kitaplarına önyargılıydım. Her yönden çok eleştiriliyordu etrafımda.. Ama bu kitabı çok sevdiğim biri önerince şans vermek istedim. 

 Bu tarz kitaplara başlamak için en uygunu olduğunu düşünüyorum.
İnançlarıma aykırı bir durum okumadım. Aksine şükretmeye sevk vardı. O -Louise Hay- Kozmik güç, Üstün akıl, Yaratıcı demiş ben Allah olarak okudum. Sürekli "yaratmak" "yaratıcılık" kelimelerini anlamı dışında kullanmış olması az biraz sıkıntıydı ama ben yine "Üretmek" "üretkenlik" "Oluşturmak" diye okudum sıkıntı kalktı.

Yeni bir bilgi edinmedim bence içten içe biliyordum zaten kendi inançlarımla bağdaştırdım sürekli mesela Louise Hay demiş ki elinde olanı sevdikçe ve teşekkür ettikçe o çoğalacaltır, Risale-i Nur'da der ki, ŞÜKÜR NİMETİ ZİYADELEŞTİRİR.
Yani evet, İslam da bunlar zaten var. Kitap bu yönüyle de hoşuma gitti. Kendine dönmeni amaçlıyor. Kendin, kendine ne yaparsan yapıyorsun diyor. Daha olumlamalarla kendine yaklaşmak ve şükrü hayata meczetmekle ilgili alıştırmaları var.
İkna edici ve bence çok yararlı bilgiler. Şöyle dönüp dönüp okumak istiyorum mesela. Okuduğum yerleri uygulamak ve arkadaşlarıma anlatmak falan istiyorum. Tabi ilk önce yaşamak lazım. Anlatmak çok fayda etmiyor. İlk önce talep. Okuyalı 1 seneden fazla oluyor ama bütünüyle farkına varmamı ve beni gelişim yoluna kendimi dinlemeye sevk eden bir kitap oldu. Eğer okumadıysanız bir şans verin derim. Ki ben önyargılarımı kırdım. Aslında bana çok da iyi gelen bir kitap oldu. Alıştırmalar bölümlerine post-it yapıştırdım ara ara açıp rastgele okuyorum. 

Baş ucu kitabımdır, meraklısına tavsiye...
Devamını oku...

9 Temmuz 2020 Perşembe

Sergüzeşt - Samipaşazade Sezai


Samipaşazade Sezai
10/9
Sayfa; 128



Sergüzeşt...
Ne zor ama ne güzel bir kelime.
Kitap ile ismi bana çok uygun geldi.

Romantizmi realizm ile işlemiş diyordu tanıtımında. Öyleydi.. Kurgusu ve cümleleri çok güzeldi, aktı gitti resmen.
Bazen bir yeri tasvir etmesi o kadar gerçekçi geliyordu ki okurken çok etkilendim.
Sami Paşazade Sezai batılı edebiyatından etkilenmiş ve bu yönde eserler çıkaran bir yazar, Sergüzeşt bence batı ve doğu harmanı gibiydi.
Kitabın ilk sayfalarında küçük Dilber'in yaşadığı zorluklar bana dokunmuştu, hatırlıyorum. Bi soluklanmak ihtiyacı geliyor ama ardından ne olacak merakıyla Sami Paşazade Sezai'nin mükemmel kelimeleri ve cümlelerini peşi sıra okumuştum.

Kelimelerle çok güzel oynamış. Bazıları sevmiyor bu tür uzun tasvirleri ama benim çok hoşuma gidiyor. Şimdi yeni edebiyatta olmayan bir tat bu.
Bu kitap ile eski dönem eserlerimizi daha çok okumak kararı aldım. Zaten en sevdiklerim arasında Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanı vardı. Ve şimdi Sergüzeşt'ten aldığım tat ile bu dönem eserleri ile iyi anlaşacağım anlamına geliyor.

Sözün özü; harikulade bir aşk romanı. Tavsiye edilir, meraklısına...
Devamını oku...

4 Temmuz 2020 Cumartesi

PEYDER-PEY

PEYDER-PEY



Hikayeyi bu melodiyle okuyabilirsiniz.





01.01



Bugün her zamanki gibiydi. Sabah kalkmakta zorlandığım gibi, bir türlü alışamıyorum uykusuzluğa, çok arıyorum şöyle yatakta uzanayım dinleneyim. unuttum hayatımın bir dönemi öyle miydi? Buradan öncesi zihnimde pek kalmamış. Nasıl kalsın ki.. Önceleri biliyordum kime yazdığımı ama günler ve seneler sonra sadece yazıyorum işte.
Şimdi gitmeliyim. Gece sayımı için son kez mutfakta olacağım....

İşte geldim. Çok uykum var. Yarın büyük bir temizlik varmış. Bu han o kadar büyük ki önceden çalıştığım hana hiç benzemiyor. Bir sürü odası ve bir sürü yolcu geliyor. Türkçeyi artık epeyce öğrendim. Biraz uzun sürdü ama kendime de diyorum şu yazıları yazmasam günde toplam 5-6 kelime dışında konuşmuşluğum olmuyor ki. Daha fazla uzatmayacağım. Uyuyorum....



02.01


Yazacak mecalim yok ama yazmam gerekenler var. Bugünki temizlikte çok ama çok yoruldum ama ilk defa Bay...Adını bilmiyorum ve ben ona Bay Han diyorum. Çünkü hanın sahibi. Bay Han benim yaptığım odaları tekrar temizletmedi. Diğerlerininki birden fazla kez temizlendi ve hatta biraz bu yüzden fırça yiyenler de oldu. Bir çok kez ben de azar işitirim ama bu genelde ne kadar yavaş olduğumla alakalıdır.
İlk defa yavaş ama titizli çalışmam kabul gördüğü için mutluyum. Bir de bugün çorbamın tadı tuzu çok yerindeydi. Şimdi gerçekten daha fazla uzatamam. Çok yorgunum.....

03.01

Handaki telaşe her zamankinden çok. Büyük bir hazırlık var. Belli ki önemli birileri gelecek. Bugün Kalfa Aişe beni mutfakta görevlendirdi. Mutfakta olduğum zamanları çok seviyorum.   
                                                         
Bazen yemeğin tadına bakıyorum. Bir de yemek yiyenlere servis yapmam istendi. İşte bu çok nadir oluyor. Han çalışanları hariç insan görmeyeli ne kadar oldu sahi... Hepsi farklı simada. Hayır tabi ki yüzlerine alelade bakmaya iznim yok. İznim olsa dahi bakamam ya ben. Yanımda yatan Marie'ye dahi uzun uzun bakmışlığım olmadı. Bir insanın gözlerine bakmak, dalıp gitmektir. Çok  derin ve çok karanlık. Umuyorum yarın da mutfakta olurum. 



04.01
...


05.01


Dün yazamadım çünkü müthiş bir curcuna vardı. Çok kalabalık bir sefer geldi  Asker olduklarını söylüyorlar. Ben göremedim çünkü ahırları temizlemek tüm günümü aldı. Bugün de oradaydım. Bazen diyorum 23 adımlık mesafe. Oradan sonrası başka bir alem.
 Hanın kapısına ahırdan 23 adım saydım. 24'ü bilmiyorum.23 tane adım attıktan sonraki o bir adımı hiç atamadım. 23... bu rakamı çok iyi biliyorum. Tüm hayatım 23 adım ve dahası yok. Atsam o adımı. Atsam var ama.. Nasıl desem... Bilmediğim bir elma. Elma yenir ama yasak...

Marie hasta ona sıcak su yapmaya gidiyorum. Sonra da uyurum....



06.01



Marie'nin durumu iyi değil onun için endişeleniyorum. Bugün onun yerine ben yatakları derleyip toparladım. Hanın bütün odaları dolu bu kadar kalabalık ben hayatımda görmemiştim. Misafirlerin olduğu yerlerde bulunmadım hiç ama kalabalığın uğultusu duyulmayacak gibi değil.  Çok uzun yazamayacağım yine.. Marie için dua ediyorum. 


07.01

Herkes tek bir şeyden bahseder oldu. Türkler. Gelen misafirler saraydanmış ve çok merak ediyorum. Sadece kulak kabartıp hiç yorum yapmadım. Konuşmayı pek beceremiyorum. Yazdığım kadar söylemde kendimi aktaramadığım apaçık. Komik bir şivem olduğunu söylemişlerdi bi keresinde. Ben de konuşmayı bütünüyle unuttum şimdilerde..
Yapmam gereken bulaşık işi çıktı şimdi çünkü Marie tam anlamıyla iyi olmadı henüz.. Sonra uyurum. 




08.01

Çok yorgunum.. Hiç durmadan  çalışmak bir yana nefes bile alamaz oldum. Bir isim duydum bugün. Yavuz.... Daha fazla yazamayacağım. Uyuyorum. 


09.01

Yavuz... Sultan Yavuz.. Tek duyduğum şey bu. Bugün mutfakta bambaşka yemekleri bambaşka kişiler pişirdi. Çok ama çok güzel kokuyordu. Ben ise temizlik yaptım tüm gün. Böyle kokan bir şey kim bilir nasıl lezzetlidir. Sultan için azamları için dediler. Her yeri önce sirkeyle sonra defalarca gül suyuyla sildim. Öyle emredildi ve emredildiği gibi yaptım. Hepsi Sultan içinmiş.. Ve tebaları.. Sultan Yavuz..




10.01

Tek bir an içinde yaşamak şimdiden sonra yapacağım şey olacak. Sultan Selim. Yavuz değil Selim'di gördüğüm. Bir anlıktı ama ömrüme bedeldi. Uyumak istemiyorum O anı anlatmak istiyorum. Tüm gün yemek bile yemeye fırsatım olamayacak kadar yoğundum.. Hayır yoğundum o anı yaşamakla. Tekrar ve tekrar. Sürekli o saniyede. Kaldım ve daldım. Sultan Selim... Boyu, posu, duruşu, endamı,.. Sultan
Selim. Ah.. Tekrar yaşıyorum o anı. Bordo bir cübbe.. Daha önce ne gördüm ne hayal ettim böyle bir işleme ve yücelik..  

Uyku girmiyor gözlerime. Çok yazacak şey var sanki ama ellerim sürekli aynı 2 kelimeyi yazmaktan öyle hoşnut ki... 
Sultan Selim. 
Sultan Selim.


11.01

Güne yine onu görürüm hayaliyle başladım. İçimde bitmek tükenmek bilmeyen bir çalkantı var. Neredeyse o 24. adımı atacaktım ama pazara gönderilmekten son anda vazgeçtiler beni. Nasıl bir oh çektim anlatamam. Alevli bir yangını söndürebilirdi de benim içimdeki yangını her şey körüklüyordu. 
Yine gözlerimde bir gram uyku yok. Bugün göremedim Sultan Selim'i ama ismini başka dudaklardan duyabilmek için çok çabaladım. Biraz olsun nefes aldırıyordu.. 
Uykum yok ama mumum bitmek üzere..  



12.01

Ne büyük bir şeref ki bana nail oldu yaşadım. Hayır yine göremedim ama bugün ben bir şey yaptım...  Kalbim beni sarsacak kadar çok çarpıyor. Nefes almamı zorlaştıran bu zelzele Onun odasını temizleme görevi bana verildiğinden beri devam ediyor. Ve.. Ben bir şey yaptım.Bu yangın beni kahrederken yardım istedim kudretli olandan. İçimi yaka yaka benliğim  alev oldu. Ne yapayım.. Ben ne yapayım.. Ne edeyim de bana..  Kalbim.. Kalbim 24. adımı atıyor ve benden ayrılmak istiyor sanki. Senin hanın benim. Seni yakan da benim sevgili kalbim. Ben ne yapacağım.... ''AŞIK OLAN NEYLESİN?'' yazdım yatağının baş ucuna..


13.01

Dün gece çok ağladım. Şimdi bile yaşlar yanaklarımı yaka yaka süzülüyor. Neden biliyorum. İçimdeki yangın taşmaya başladı. Neden böyle bir şey yaptım ki.. Sultan Yavuz o.. Kullarıyız onun hele ben.. Kulunun kuluyum. Sultan Yavuz o.. Sökse çıkarsa kalbimi hakkıdır ve zaten ona sahiptir. 
Ellerim kalem tutmaya güç getiremiyor. Uykum da yok... Tüm gece af dileyeceğim. 


14.01

Bu olsa olsa bir lütuf. Aciz kuluna hayati değerinde bir hediye.. Odasını toparlamaya girdiğimde orada olmaması benim yaptığım yanlıştan dönmem için fırsat  anımdı. Ellerim öyle titriyordu ki Bir an tüm vücudumu sardı. Cevap gelmişti sualime. Acımış olmalı bu acize.. ''DERDİ NE İSE SÖYLESİN!'' Sevinç ve korku dalgası boğuyordu bu kez. Selim olan Sultan Yavuz'du da... Heybeti dağları dize getirirdi. Getiriyordu. Herkes onu konuşuyordu korku gözlerinde. Kimdim ben de bu ihtişam karşısında.....  Koca Cihangir. Bir an görmek bile yetiyordu büyüklüğünün altında ezilmeye.. Bakışları yenerdi deccali. ''YA KORKARSA NEYLESİN?''

15.01

 Fetih yapmaya gidiyormuş Sultan. Düşmanlara korku salınmış çoktan. Ne etsin korkan.. Teslim etsin kendini bu kudrete savaşmak çare değil. Savaşamam ki zaten. Ben aciz bi çare. Civan Sultanı Hükümran, bir tek emrine bakar kulları önüne sersinler Dünyayı....
Heyecan ve korkuyla girdim yine boş odasına. Ben o oradayken nasıl gireyim... Başta kapı kulları izin vermez benim de yüreciğim dayanmaz bu azamete. Bir hizmetli daha vardı benimle beraber. Adımlarım titrek yüzüm solgun olacak ki fark etti hatırımı sordu. Öyle baktım yüzüne.. Ne diyecektim? 7 cihan Sultanı, Sultan Yavuz Selim'e aşık oldum, mu diyecektim.. Diyemedim. Öyle baktım. Anladı halden ama nasıl; Böyle bir kudretlinin mahremine girmek düzenlemek için dahi olsa korkuturdu insanı tabii. 
Daha uzatmadım yatağı yerleştirmeye buhurdanlığı yenilemeye koyuldum tabi gözüm yatağın başındaki haberleşme yerimizdeydi. Oraya ilk yazdığımda bulur da okur diye hiç düşünmediğim gibi cevap gelmesini hayal dahi edemezdim. Şimdi ise  ümit vardı bir kere olan ikinci kez de olsun duamdı.. 
''HİÇ KORKMASIN SÖYLESİN''


16.01

Dün tarifi imkansız bir duygu seli içindeydim. Ne uyuyabildim ne yemek yiyebildim. Varlığım aşka düşmüştü tek bir an için. Bir anlıktı dünya serüvenim, sanki amacımı bulmuştum ihtişamında. Gözlerinde mutluluğum saklıydı ve beni çağırıyordu. Dudakları ölümümü emrediyordu ama ben zaten aşkıyla peyder-pey ölüyordum. Yaşam ve hayatı en yoğun hissettiğim bir zamanda hemde. Hiç korkmasın dedi bana, emirdir hiç korkmuyorum. Hayır korkuyorum.. O kadar çok, o kadar yoğun bir korkunun içindeyim ki emrine itaatsizlik beni yiyip bitiriyor.  Yarıın huzuruna çıkmak istediğimi ilettim kapıkullarına ona iletmişler ve kabul buyurmuş ben bi çare aşkından viraneyi... İstiyorum ki benim gönlümü şen ocağında yaktığıı aşk ateşine attığı gibi ben de ona güzel geleyim. Asla haddim değil biliyorum ama kızsal bir istekle beni beğensin istiyorum. Bu gece de uyku haram gözlerime.. Marie'den elbisesini isteyeceğim. Benimkinin renkleri solmuş. 






'içinde bastıramadığı bir korku olsa da genç kız, padişahın duygusuna cevap vereceği vaadinin sevinci içinde en güzel elbiselerini giydi. Gözlerinde dünya mutluluğu, heybetli Hakan'ın odasına girdi. Ancak her tarafı titriyordu. Bütün gücünü topaldı başını kaldırdı, Yavuz'un yüzüne baktı. O anda olan olmuştu. Bu gözlerdeki muhabbet ve şefkat bile, erişilmez heybet ve merhametin yıldırım tesirini giderememişti. Güzel kız ayakta bir kaç defa sallandı, sonra yere yıkıldı. O masum, tertemiz duygularla atan kalbi bir anda durmuştu. 

Koca Hünkarı bu ölüm çok sarstı. Bu yüzden Mısır seferini bir süre erteledi. Güzel kız için  somaki mermerinden  bir mezar yaptırdı. İsmini bile bilmediği bu genç aşık kızcağız için yazdığı şiirin bir dörtlüğünü de mezar taşına yazdırdı;'


Merdüm-i dideme bilmem ne füsun etti felek 
Giryemi kıldı hun eşkimi füzun etti felek
Şirler pençe-i kahrımdan oluurken lerzan 
Beni bir gözleri ahuya zebuun etti felek
                         - Sultan YAVUZ SELİM


*SON*


***********

Öncelikle okuduğunuz için teşekkür ediyorum bir kaç açıklamam var. 
Belki bazılarınız biliyordur ki bu hikaye genel hatlarıyla gerçek bir hikaye. Yavuz Sultan Selim'e aşık olan ve onu gördüğünde kalbi dayanamayıp duran kızın hikayesi yani. Diğer bütün ayrıntıları ben hayal ettim. Öyle olduğunu varsaydım. Bu trajik aşk hikayesini uzun uzun hislendirmek istedim ismi dahi bilinmeyen kızcağız için...


KAYNAKÇA
- İstanbul'un 100 Sevdası, syf 34



--
Instagramdan takipleşebiliriz; @elhaasil
İZLE kısmı abone ol butoncuğunda
Yorumlarınızı merakla bekliyorum. 

Devamını oku...

2 Temmuz 2020 Perşembe

Kelimelerin Sultanı Mihri Hatun - Meryem Aybike Sinan

Kelimelerin Sultanı Mihri Hatun
Meryem Aybike Sinan
10/9
Sayfa; 192
Tür; Tarihi Roman




Böyle güzel bir eseri övmek gerekmez kendi bu işi bizzat yapar zaten. Hem nasıl övülür bilemiyorum, bana hissettirdiklerini dile dökmem gerekir ama kelimelerim kifayetsiz ve -her şekilde- yetersiz kalacaktır. Şiirleriyle hem-dem olup Mihri'nin gönül yükünü bir nebze de olsa sırtladım sanki. Ne zor kadın olmak. Kadın şair olmak...

 Eleştirebilinecek tek yönü sonuydu. Sansasyonel bir son istemiyordu kitap o kadar güzeldi k; sonu çarpıcı olmasa da olurdu, biraz zorlama oldu sanki...

Ah Mihri, Kelimelerin Sultanı, Mihr-i Mah.... Keder, kaderi olmuş şair kadın;
Bir insan bu kadar acıyı nasıl kaldırdı? Şiir olmasaydı sen de kaldıramazdın besbelli.

Ey maşukunu müşkül bırakan yiğit, Hüsn-ü suretli güçlü kalemli Hatem Çelebi. Vuslat ateşi seni de çok yaktı. Ah "Kaşki" Amasya'da kalıp sevdana sahip çıkabilseydin....



Yani bir de gerçek bir karakter bu.. 
Şuraya bi görsel bırakıyorum genel bilgilerde var. 
Ama direk kitabı okuyun. Sonra ister istemez merak ediyorsunuz kimmiş bu Mihri Hatun.. Ben direk googlelamıştım. :)) 

Okuyanlar varsa hadi son kısmını konuşalım. :'


Abone ol butoncuğunda "İZLE" kısmı var. İlgilisine duyurumdur. :))

Bir de instagram hesabımdan takipleşebiliriz;  @elhaasil 
Evet 2 a ile... 


Devamını oku...

Öne Çıkan Yayın

BİLET - 1. Bölüm -

YOL Okurken dinlenebilir  Noktadan sonraki o büyük adımı atmadan önce durdu, nefesini derince içine çekerken...