Ne zamandır yola çıkmış, kaç sürü geçmiş, kaç tabela okumuştu. Neden başlamıştı ve neden devam ediyordu bu sıkıntılı duruma. Bunları bi düşünüyor sonra onu durduracak sebebi, bulamıyordu cevabı. Bir o adım bir şu adım geçip gittiği yollarda bıraktığı ayak izleri miydi yoksa hiç varolmamış kadar hafif miydi, bassın toprağa da kalsın izi. Nefes alışlarında hissetti içinde hiç bir şey yoktu. Ne bir ciğer ağırlığı ne bir atış sarsıntısı. Almadığı nefesi vermedi. Bir o adım bir şu adım. Toprak kızıl bazen yeşil, nadir çiçekli.
Yanından birileri geçmedi mi? Geçti tabi ama başını kaldırıp da baktı mı onlara, gözleri karşısındakini korkuttu. Ne vardı gözlerinde. Nasıl bakıyordu acaba. Kaldırdığı gibi iniyordu ve tekrar aynı düşüncelerle yola devam ediyordu. Gün batıyor ve güneş utangaç ve tez canlı bir kız gibi kızartıyordu yanaklarını gökyüzünün. Gitme demek istiyordu da diyemiyordu bu da onu al al yapıyordu sanki. Bunu anlıyordu yoldaki, sevmek vardı ama onda en çok korkmak. Kağıda damlayan mürekkep gibi yayılmıştı. Sevmenin üzerine dağılmıştı. Sevmekten korkmak. Yetmedi, konuşmaktan korkmak, konuşmayınca yalnızlıktan korkmak. Yalnızlık demek tüm içinde ne vardıysa alıp götürüyordu ondan ne bir ciğer ağırlığı ne bir kalp sarsıntısı.
Yolda olunca ne çok şeyi tecrübe ediyordu insan. Sürekli gördüğü yüzlerden başkalarını, tanıdık havadan yabancı nefeslere yolculuk. Titreyen bacakları yorgunluktan değildi. Korkuyordu yolda olmaktan da. Kalmaktan da korktuğu gibi. Zaten elimden alınacak dediği ne varsa kokusundan kendi bırakmıştı.
Gece olur da geceden korkulmaz mı? Yağmur yağdı toprak şenlendi içi kaynayan salyangozlar dansa çıktı meydanlara, Islanmaktan korkan, bir kuytu köşede her tenine düşen damla için biraz umutlandı. Hissediyordu sonuçta, yaşamak sadece bu kadardı. His kadar. Hissettiğin kadar hayattar. Yağmur kesilince etrafı saran o koku çok tanıdık geldi. Sanki kendiydi. Sanki tanıdığı her şeydi.
''Koku insana en büyük hatırlatıcıdır.'' dedi rüzgar. Derin bir nefesle neyi hatırladı? Şimdi çıkan gökkuşağı neyi vaad ediyordu? Kendi bu yola neden çıkmıştı.
''Cevaplar için geldiysen geri git.'' dedi ağaçlar. Yani bulmak istediği şey cevap değildiyse neydi?
''Herkes'' dedi saklandığı köşeden çıkıp salyangozlara dikkat etmeden yürürken,
''Herkes aramıyor mu mutluluğu...'' Ölmek için mi doğmuşuz hakikaten o zaman neden bunca deva. Kırılsın kollarımız o zaman neden bunca çaba.Olmasaydı yollar, gitmeseydik bu kadar uzaklara. Aynı anda sanki hiddet sanki başkaldırı toprak titreşti,
''Sen ne istiyorsun?'' der gibi. Verilmeyecek cevapları, Yangına bir damla suyu mu, korkularını giderecek ilacı mı, aradığını mı...
Söyledi cevapları onlarda yoktu. Söylemeseydi de belki de bu bir dilek hakkıydı. Gerçenten düşündü bunu uzun uzun. Düşüncesizlikle söylense daha iyiydi ama ''Bilmiyorum'' dedi. Salyangozlar hayal kırıklığıyla geri dönüyordu şimdi çıktıkları güvenli alanlarına. İçindeki korku neye elini atsa ona engel olacaktı belli ki ve onu arada asılı tutuyor hem istetiyor hem istetmiyordu. Aslında istemeyi istemekten korkuyordu. Şimdi versen mutluluğu iki avucuna, usulca bıraksan, ellerini ayırır düşsün isterdi yere. Bu yüzden cevap veremezdiler ona.
Anlıyordu. Bu da bir şeydi. Bir kibriti yakmak için saniyelik bir vuruş gibiydi. İçinde ne varsa havaya karıştı bir an yok oldu sandı. Korkularıyla yüzleşti. Her birini hissetti o anda. Dillendiremediği her birini. Dillendirmeye korktuğum her birini. Dağılsın gitsin diye beklerdi, beklentisi iyi olanlar. Ne kadar kolaydı dünya onlar için. Öyle olmadı ama gerçekte Yüz yüze baktığı korkuları tekrar ona doğru akıyordu. Tekrar bütün benliğinde toplanıyordu.
Anlıyordu ve bu da bir adımdı. Bu adımı attı diye yok olmadı korkuları. Bu adımla bir yandan bir kaç salyangozu ezdiğini fark etti. Üzüldü. Bunu yapmış olmamayı isterdi. Bulduğu adımı başka şeyleri yok ederek atamazdı. Bu yanlış diye düşünürken bir kaç damla akıttı. Hiç bir zaman elinde tutamayacağı mutluluğu, huzuru, sağlığı, zenginliği, yakınlığı düşünmedi ilk kez. Ağlayabildiği için memnundu. Salyangozları unuttu. Yağmurun henüz ıslattığı yanaklarından memnuniyetler süzüldü. Ağladı. Memnuniyeti mürekkebi durdurdu.
Üzgün olduğu için mi memnundu ? Kötü biri olmadığı için mi? Yağmur kesilmişti ondan mı? Memnun olduğu için mi durdu endişeleri. Yüzleştiği için mi?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Görüşleriniz benim için çok değerli. Yorum yaptığınız için teşekkür ederim. *-*