YOL
Okurken dinlenebilir
Noktadan sonraki o büyük adımı atmadan önce durdu, nefesini derince içine çekerken hatıra sandukçasına sakladı. Öyle tanıdık, öyle okşar gibiydi ki içini..
Bir kez daha gözlerini kapadı ve yavaş ama yoğun bir nefes aldı. Sanki aldığı nefeste karanlığına bir kaç serap hayali sıkıştırmıştı. Bu seferki kalbini inceden çok derinden yakan bir nefesti.
O insanın hayatında aldığı ilk nefesteki gibi.
Ciğerlerini yakmıştı o zaman, yaşadıkça bu acıya alışmak kaçınılmaz oluyordu ama nefesin kalp yakması pek alışılır bir durum değildi.
Bu acı sızlamaya rağmen yüzünde bir hareketlilik oluştu. O anda biri ona baksa fark edemeyeceği türden gizli bir gülümseme. Acısıyla tatlısıyla bu tanıdık koku onun peşinden gelsin istiyordu. Rüzgarın işi neydi? Getirsindi.
Gecenin karasına gözlerini açtı Pamir, o anda ayakları peşi sıra birbirini izliyor; bedeni de istemsiz ayak uyduruyordu. İçinde müthiş bir diretme vardı, sanki bir el yakasından tutuyor çenesinden güçlü bir çekişle geriye bakmasına zorluyordu onu. Çok garipsedi bu durumu Pamir. Bu ilk defa oluyordu.
Bir kez olsun baksa, ufak bir boyun hareketi ile bu ısrarlı isteğini yerine getirebilirdi. Belki rahatlar, Gönlü ferahlar, elveda derdi. Belki teşekkür eder ve bir kez daha o tanıdık kokuyu içine çeker, gülümserdi. Bu gülümsemeyi yanına almayı çok istiyordu.
Çenesi kasıldı belli ki dişlerini sıkıyordu, yüzünde bariz bir zorlanma vardı. Ne olurdu bir kez baksındı. Belki veda ederdi, belkide edemez, geri döner onu kabul etsin diye yalvarırdı yola...
Yollarda geri dönüş kabul edilemezdi, bunu biliyordu, çok iyi biliyordu. Ama ne olurdu bir istisna olsaydı...
Pamir içindeki bu geri dönme isteğine karşı durdu duracağına ama neden bu kadar zorlandığını anlamadı.
Yaşamı yollarda geçen biri için yabancı bir istekti bu ve yeniydi, nasıl başa çıkılır bilmedi. Nereden çıkmıştı bu aidiyet hissi? Hiç bu kadar geri dönmek istememişti, yeri yurdu yoktu ki Pamir'in, nereye dönsündü... Kim vardı peki şimdi geride? Neden çağırıyordu onu bu kadar ısrarlı bir şekilde?
Göğsünde bir ağırlık hissetti, kalp atışlarıyla uyumlu bir ritimdeydi, farkına varınca soğukluğu tenini ürpertti ve bu sırada ayakları toprağı sürterek arşınlamayı ve tüm bu iç karmaşasından habersiz yol almayı bıraktı, durdu.
Parmaklarının ucundaki ağırlığı evirdi çevirdi, güneş tepeden doğsaydı ve küçük bir şua düşseydi üstüne rengi maviydi şimdi sadece ağırlığı ve soğukluğuyla varlık gösteriyordu. Boynundan usulca çıkardı hasır ipe bağlı kolyeyi. Göğündeki ağırlık ellerindeydi.İpinden sarkıttı. İnceledi güneşsiz kara gölgeyi;
''Sen misin yurduna dönmek isteyen? Beni böyle geriye çeken?''
Aslı mavi, gece siyahında karaltı kolye sallandı rüzgarla beraber. Bu 'evet' demek olabilirdi..
Pamir onu ilk gördüğü zamanı anımsadı;
Payna töreniydi şehre vardığında. Yorgundu ama hayatını adadığı canı parşömeni ulaştırmalıydı ki bu yolculuğu bitsin, bir diğeri başlasındı. Yeni yolların heyecanı girmişti yine içine daha biri bitmeden.
Meydandan geçip kervancıbaşını bulmaktı hedefi. Meydan bunca misafiri bahar esintisiyle ağırlarken, misafirler de hoşnuttu.Pamir insanların simalarında umut okudu. Oradan oraya koşturuyorlar ellerinde ne varsa birilerine vermeye çalışıyorlardı. Şu ana kadar neredeyse 7 kişi Pamir'in eline ısrarla hazırladıkları torbalardan vermek istedi ancak 2 kişininkini kabul ettiğinde gösterdikleri memnuniyeti normalde Pamir'in göstermesi gerekirdi ama Payna töreninde durum farklı oluyordu.
Payna bereket törenine verilen isimdi. İlk hasat paylaşılırdı ki bereket toprağa insindi .Kimse ihtiyacından fazlasını almayı kabul etmezken, hazırladıkları torbaları ellerinde kalan kimseler ısrara başvuruyordu el mecbur. Herkes bu bereketten istifade etmek için ellerinde ne varsa açmışlardı şimdi, verdikçe alırlardı bunu çok iyi bilirdi şehir ahalisi.
O kalabalıkta biri Pamir'e çarptı, zemine dost ayakları bu ani değmeyle tökezledi ve kalabalığın sesine zıt bir tıkırtı duydu. Gözleri sesin kaynağını aradı bir şeyi düşürmüş olmalıydı. Ve gördü onu, koyu maviydi, toza bulanmış olsa da görünüyordu ufak bir ışık süzmesi olsun yeterdi. Eline aldı, tozunu sildi, sahibini aradı. Şimdi o da halk gibi birilerine yaklaşıyor bir şey vermeye çalışıyordu, ''Bu sizin mi?Sahibini arıyorum.'' diyor karşılığında ya kafa sallıyorlardı ya da onu dinlemeden ''Yok, yok, ihtiyacım kalmamıştır, Allah daha versin'' cevapları ile karşılaşıyordu.
Hava kararana kadar devam etti. kolye sahipsizdi, Pamir sahibini bildiği ve ona emanet edilen şeyi hatırladı;Parşömen.Daha da geç kalmamalı, emaneti ulaştırmalı diye düşündü. Hasır ipi boynuna geçirdi ve göğsündeki ağırlık sanki yıllarca orada taşıdığı bir yükmüşçesine onu orada unuttu.
Pamir ağaç hışırtısıyla kendine geldi. Boynuna tekrar geçirdi kolyeyi, göğsü hemen kabul etti varlığını.
''Peki'' dedi
''Peki, şimdilik özlem yükünü göğüslüyorum.''
Yürümeye başladı.
Arada başını kaldırıyor onu takip eden yol arkadaşına bakıyordu, 'devam et' diyordu ona her seferinde 'arkandayım.' Öyle yakın öyle uzaktı ki kara gece sayfasında beyaz haberdi, Müjde taşıyandı.
Yola devam etti, durdu,soluklandı kağıdını çıkardı bir kaç not aldı. Güvenli yerleri işaretledi. Bir çok ısırgan otu ile karşılaştı onu ihtiyaç halinde kullansınlardı. Yolda kaşıntı belasına düştüler mi devaydı bu bitki.
Gece bitiyor yeni gün güneşle birlikte başlayacaktı, ara bir vakitti Pamir bu uykulu sessizliği çok severdi. Gri bir örtü seriliydi şimdi dünyanın bu kısmına. Yürüyordu, nefes almak gibi sıradan. Yorulmak nedir bilmeden ama biliyordu diğerleri nerede yorulur, nerede dinlenmeleri gerekirdi. Uygun bir oyuntu buldu, işaretledi, terifledi kağıdına.
Bir kuş uyanmış geçti omzundan kondu karşısındaki bir ağaca.
Bir ağaç vardı, bir de tahta eski bir tabela. Yan yana dikiliyorlardı. çıkmışlardı yoluna Pamir'in. Acaba biliyorlar mıydı kardeş olduklarını?
Pamir aniden çıkan bu karşılaşmayı seyretti bir süre. Tabela eskiydi, tahtasından belli oluyordu, üzerindeki yazı ne zaman silinmişti acaba?
Ağaç büyüktü, çok büyüktü. Yan yanaydılar. Güneş geç kalmıştı bu karşılaşmaya öyle ki ağaç ve tabela renklerine kavuşamamıştı.
''Belkide'' diye düşündü Pamir;
Tabela ağaca yol gösteriyordur...
Biraz düşündü, boynundaki kolyeyle oynadı parmakları, gözleri kısıldı, dikkat kesildi.
Belkide ağacın yanında kimse kalmasın, ona benden başka yarenlik eden olmasın, güzelliğini, ihtişamını fark etmesinler, kıyıp da kesmesinler; kim geldiyse buradan gitsin, durmasın, devam etsin istiyordur diye düşündü.
Pamir ağaca yaslanıp dinlenmek birazda uyumak istediyse de tabelanın sevdasına saygı duydu, Devam etti yoluna...


Vavvvvv , ne yaptın Üstadım , yani sen naptın öyleee ^^ muhteşemmm olmuş , gerçekten soluksuz okudum , ellerine sağlık :D
YanıtlaSilsen bu alemi sallarsın söyliyiiiim :D
Teşekkür ederim Saltcik, bu alemin Üstadı sensin, yolundayız :))
YanıtlaSilEstağfurullah reyizz, sen varken biz kimizz :D
Sililk cümleden hikayenin içine girdim pamir'e eşlik ettim sanki. harika olmuş soluksuz okudum
YanıtlaSilYaa.. O kadar mutlu etti ki bu yorum beni.. Beraber yolculuğa çıkalım istedim ben de.. Teşekkür ederimm beyzz :))
SilDiyecek söz yok tek nefesde bitirdim ilk cümle beni vurdu resmen devamını sabırsızlıkla bekliyorum ellerine sağlık ve hoşgeldin
YanıtlaSilTeşekkürler ilk okuyucumm *-* İnşallah kafamdakini uygun bir şekilde aktarabilirim :))
SilSürükleyici devamı merak uyandırıcı :)
YanıtlaSilTeşekkür ediyorum :)) Devamı gelicek inşallah
SilHikaye birçok açıdan yorumlanabilir. Güzel yanı da bu! Devamını bekliyoruum♡
YanıtlaSilSaydı değer okur, teşekkür ederim devamı yolda:))
SilAma bu çokk iyii aşırı iyi bir hikaye :) devamını merakla heyecanla dört gözle bekliyorumm kalemine sağlık:)
YanıtlaSilAyy çok teşekkür ederimm beğenilmesi beni aşırı mutlu ediyor *-*
SilVayyyy
YanıtlaSilÇok kitap okumanin faydaları diyorum harika ���� surekli bir heyecan
YanıtlaSilYaa sen benim için bloggera mı kayıt oldun?? Gerçek dostlar biriktirmişim.... Göz yaşım pıt. ❤️
YanıtlaSilTeşekkür ederim bu arada beğenmen ve yorumlanan benim için çok değerli💘
ooooo uzun öyki yazıyon yaniiii hoşgeldiin. saliha çetesi hihi :)
YanıtlaSilEvet, şuan 5 bölümü var devam ediyor. Hoşbuuuuulduuuuuummmmm teşekkür ediyorum. Saltcikin müridleriyizz :)) sizden de çok bahsetti, gıyaben tanıyorum yani. <3
Silhımms ilginçli gizemli bir hikayeye benziyooo. pamir, parşömen, kolye :) ayrıcaa, payna töreni ismi nerden geliyo ki acabaa :)
YanıtlaSilPayna: eski Türkçede bereket törenine verilen bir isimmiş.. Gerçek tarihte nasıldı bilemiyorum ama ben herkesin ilk mahsulünü paylaştığı bir ortam hayal ettim. Paylaşınca çoğalacağına inanan insanlarla dolu bir tören..
YanıtlaSilParşömen hemencecik 2. Bölümde açıklanıyooorrr😍
Teşekkür ederim yorumun için <3
Çok güzeldi bundan sonrasını da okumak için takipteyim. Deeptone sağ olsun onun sayesinde haberdar oldum sizden. :)
YanıtlaSilÇok teşekkür ediyorum ilginizi çektiyse ne mutlu bana <3
YanıtlaSilİyi ki var Deep ❤️❤️
Çok güzel bir başlangıc olmuş bakalım neler olucak. :)
YanıtlaSilYorum da gördüm. Payna da çok anlamlı verilmiş bir isim olmuş. :)
Çok teşekkür ederim okuduğun ve yorumladığın için. <3
SilPayna eski Türkçe bir kelime ve benim de çok hoşuma gitti kullanırken.