10/10
Tüm yazdıklarım bir övgü cümlesidir. Bunu başından belirtmeliyim ki kuşkuya yer kalmasın. Zan altında bırakmak istemem zira açıkça söylüyorum tüm cümlelerim bir övgü çabasıdır.
Yasemin Karahüseyin. Sayın Yasemin hanım.. Siz ne yaptınız? Kader nasıl hüküm verdi de ben bu kitabı okudum. Hadi okumaya başladım, nasıl bitirdim. Tamam peki bitirdim ama nasıl oluyor da ben, şimdi... hala.. burada. Kitabınız hakkında bir şeyler yazıyorum. Halbuki unutmak istiyorum en hızlı bir şekilde. Ne yazdıysanız ne kurguladıysanız -Evet evet bu bir kurgu bunu unutmamalıyım- unutmalıyım. Yazarken mesela yazdıktan sonraki cümlemi unutmalıyım. Her bir kelimede Dilfeca ahalisini uğurlamalı gelmeyin peşimden durun burda demeliyim. Siz duvarlara ben suya -övgülerime- satacağım ve bir daha bahsetmemek üzere...
Tamam başlayabilirim unutmak üzere hatırlmaya,
Sabrı olmayanlara; kitap çok güzeldi okuyun yada vazgeçtim siz okumayın, sabır yolculuğu tamamiyle zaten sizde yoksa yarım kalacak.
AH ne yazık yarım bırakılan kitaplara...
Nefret ediyorum kurduğunuz ne varsa. Salt bir öfke var parmak uçlarımdan klavyeye değen ve bana bunları yazdıran. Kurduğunuz köyden. Karakterlerinizden.. Sevdanızdan... Hepsi noksan. Yazdıklarınızdan ve yazmadıklarınızdan. Elimden bir bir aldıklarınızdan. Geriye bıraktığınız inciden. Dilden. cefadan. Dilcefadan. Ormandan. Kuyudan.. Ne varsa ne kurduysanız ne duyduysanız o arkadaş ağzından bir de yetmezmiş gibi akıttığınız zehirden bizlere günahsız bizlere okuyan bizlere... Nefret ettim..
Hissettirdiğiniz şeyleri.
Sevmedim.
Tanışmayı Hüsne'yle hiç, hiç sevmedim. Onun boğazından geçen gökinci yüreğine yerleşirken benim boğazımı tıkadı. Çevirdim sayfayı, çevirdim sayfayı geçmedi.
Fadime en çok üzüldüğüm..
Mesela şeyden bahsedeyim kitabınızı okurken uyuya kaldım. Ne hakla bilmiyorum rüyama girdiler izinsiz yani sizin uğraştığınız yetmezmiş gibi Hüseyinle ayazda içlik sıkmak kalp acısını paylaşmak. Almak da istemedim oysaki. Sevmek de istemedim. Ona üzülmek de.
Yahya var bir de sevdiği bilmezken sevgisini ben şimdi aralarını mı yapayım? Ben mi haber uçurayım. Seven sevdiğine sevdiğini söylemiyor Dilfeca da ama Diller de hiç durmuyor felfecir. Nefret.
Bahsini açmadığı karakterin bahsini açmayıp yokluk kuyularına umarsızca attım seni. Adını dahi anmayacağım.
Yok dayanamayacağım ne kadar nefret ettiysem ondan daha çok aşık oldum sevdim, bayıldım, hayran kaldım. Bu nasıl bir kurgu... Bu nasıl bir cesaretli anlatım. Bu nasıl bir karakter yazımı. Son sayfaları okumasam anlayamazdım.
Anladım şimdi biraz biraz. Delilik. Ve ben bu deliliğe 176 sayfacıkta hayran kaldım. 176 mı sahiden. Nasıl ya? Nasıl bu kadar yaşattığı karakterlere sadece 176... Sadece o kadarcık bir süre tanıyabildi. Nasıl 176 bize yetti.
Evet evet doğru aralarda görünmez sayfalar vardı en az 200 falan. İyi de kendi yazar zaten o biliyor yazdığını yazmadığını. Ben nasıl okudum o 200 sayfayı. Bana nasıl uzun bir yolculuk yaptırdı 176. Delilik.
Anlatım biçimi. Kelimeleri. Cesareti. Bahsetmeden bahsettiği şeyleri... Keşke ben yazsaydım dediğim cümleler topluluğu. Mükemmel.
Sürpriz bozan gibi bir şeye hiç girmeden -girersem çıkamam 176 sayfanın her satırı hatrı sayılır konuşmasam olmaz... Hadi bende kalsın.
Yok Yok kalmasın ben tam bu satırlara bırakıyorum tüm ne varsa ZAN adına. Çok övüp de değerini düşürmedim inşallah. Bu da benim tarzımla bir yorumumdur, kabul buyurun. Yolculuğum uzun ve yorucuydu aniden kesiyorum burada.
sağlıcakla...

Merhaba blogunuzu yeni keşfettim. Çok hoş bir blog. Benimkini de ziyaret etmek isterseniz,
YanıtlaSilDuygublog16.blogspot.com
Of bu kitap ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi ve ancak sen bunu yazacak cesareti gösterebilirdin. Kitabı sana niye önerdim zannediyorsun,bu acıyı tek başıma kaldırmak istemedim ,bana yoldaşlık etmeni istedim , bu ağırlığı beraber taşımak istedim...
YanıtlaSilbir yandan derin bir vicdan azabı çekiyorum.Bir yandan da bu acı ile başbaşa kalmadığım için mutluyum...Zan ömrü hayatım boyunca bir daha elime almak istemediğim ama asla da unutmak istemediğim bir kitap.
Ne garip değil mi...
Teşekkür ederim ✌🏻
Sil